"Neden peygamberlerin hepsi erkek?" sorusu ilk bakışta kadınların manevi olarak eksik görüldüğü gibi anlaşılabilir. Fakat İslam'ın peygamberlik anlayışı doğru kavrandığında mesele bir üstünlük sıralaması değil, ilahi bir seçim ve ağır bir vazife meselesidir.
DuaMio Wisdom yaklaşımı burada şunu yapar: önce hükmü netleştirir, sonra bağlamı gösterir, sonra hikmeti bugünün insanının anlayacağı dile taşır.
Kısa cevap: Peygamberlik bir makam değil, ağır bir emanet
Modern zihin peygamberliği bazen bir ayrıcalık, prestij ya da manevi bir makam gibi düşünür. Oysa peygamberlik çoğu zaman çile, dışlanma, sürgün, açlık ve büyük bir sorumluluktur. Bu yüzden "kadınlara peygamberlik verilmedi" cümlesi "kadınlar değersiz görüldü" anlamına gelmez.
Peygamberlik bir değer ödülü değildir; Allah'ın dilediği kulunu görevlendirdiği bir seçimdir (istifâ). Kimin elçi olacağına insanlar değil, Allah karar verir.
Hüküm katmanı: Gönderilen elçiler erkeklerdi
Ehl-i Sünnet ulemasının çoğunluğu (cumhur), kadınlardan peygamber gelmediği kanaatindedir. Bunun temel dayanağı Kur'an'ın kendi ifadesidir:
"Senden önce de, kendilerine vahyettiğimiz kişilerden başkasını peygamber olarak göndermedik. Eğer bilmiyorsanız, bilenlere sorun."
- Nahl suresi, 43. ayet (Türkiye Diyanet Vakfı Meâli - kuran.diyanet.gov.tr)
Bu ayet bir değer hükmü koymaz; tarihsel bir olguyu bildirir: gönderilen elçiler, kendilerine vahyedilen erkeklerdi. Yani bu, "kadın layık değildi" demek değil, "Allah elçilerini bu şekilde seçti" demektir.
Peygamberlik neyi gerektirir?
Peygamberlik yalnızca "Allah'tan mesaj almak" değildir. Peygamber; toplumun rehberi, imamı, hakemi, bazen devlet başkanı, bazen ordu komutanı, çoğu zaman da hicret eden ve zulme direnen liderdir. Bu vazife kesintisiz kamusal bir mücadele, toplum önünde sürekli temsil ve büyük bir bedel ister. Allah bu ağır emaneti, seçtiği kullarına yüklemiştir.
Değer cinsiyette değil, takvadadır
Peygamberliğin erkeklere verilmiş olması, kadın ile erkeğin Allah katındaki değerinin farklı olduğu anlamına gelmez. Kur'an bu konuda son derece nettir:
"Erkek veya kadın, mümin olarak kim iyi amel işlerse, onu mutlaka güzel bir hayat ile yaşatırız. Ve mükâfatlarını, elbette yapmakta olduklarının en güzeli ile veririz."
- Nahl suresi, 97. ayet (Türkiye Diyanet Vakfı Meâli - kuran.diyanet.gov.tr)
Ayet, salih amelin ve onun güzel karşılığının kadın-erkek ayrımı gözetmediğini açıkça söyler. Manevi yükseliş kapısı her iki cinse de sonuna kadar açıktır. Değer, hangi kamusal görevin verildiğine göre değil, kulluğun ve takvanın samimiyetine göre ölçülür.
Kadınlar Allah'a yakınlığın zirvesinde
Peygamber olmamak, kadınların Allah katındaki mertebesine hiçbir gölge düşürmez. Kur'an, bir kadını - Firavun'un karısı Âsiye'yi - sadece kadınlara değil, iman eden herkese örnek gösterir:
"Allah, inananlara da Firavun'un karısını misal gösterdi. O: Rabbim! Bana katında, cennette bir ev yap; beni Firavun'dan ve onun (kötü) işinden koru ve beni zalimler topluluğundan kurtar! demişti."
- Tahrîm suresi, 11. ayet (Türkiye Diyanet Vakfı Meâli - kuran.diyanet.gov.tr)
Burada dikkat çekici olan şudur: Allah, iman eden erkek-kadın bütün mü'minlere bir kadını örnek gösterir. Aynı şekilde Hz. Meryem de Kur'an'da özel bir konumla anılır:
"Hani melekler demişlerdi: Ey Meryem! Allah seni seçti; seni tertemiz yarattı ve seni bütün dünya kadınlarına tercih etti."
- Âl-i İmrân suresi, 42. ayet (Türkiye Diyanet Vakfı Meâli - kuran.diyanet.gov.tr)
Bu isimler, peygamber olmadan da insanın Allah'a yakınlıkta en yüksek noktaya çıkabileceğini gösterir.
Nübüvvet, velayet ve istisnai şahsiyetler
Konunun kelâmî bir nüansı da vardır. Hz. Meryem, Hz. Âsiye ve Hz. Mûsâ'nın annesi gibi kadınlara gelen özel ilham veya melek hitabı, bazı âlimlerce tartışılmış; fakat çoğunluk ulema bunu nübüvvet (peygamberlik) değil, velayet, sıddîkiyet veya ilahi ilham çerçevesinde okumuştur.
Bu ayrım önemlidir: kadının peygamber olarak gönderilmemesi, onun Allah'a yakınlıkta yükselemeyeceği anlamına gelmez. Yalnızca peygamberlik kurumunun kamusal, kesintisiz ve temsilî vazife yükünün farklı bir yere konulduğunu gösterir.
Peki hikmeti nedir?
Peygamberliğin neden erkeklere verildiğinin tek ve kesin gerekçesini Kur'an açıkça saymaz; bu bir hikmet alanıdır ve son sözü Allah bilir. Âlimler bazı yorumlar yapmıştır - özellikle peygamberliğin taşıdığı kamusal, kesintisiz ve yıpratıcı liderlik yükü üzerinden. Fakat bunlar birer insan yorumudur; ayetin kesin hükmü değildir.
Kesin olan şudur: bu bir değer farkı değil, bir vazife dağılımıdır. Ve Kur'an'ın açık hükmü - değerin takvada olduğu (Nahl 97) - bütün bu yorumların üzerindedir. Bir soruyu cevaplarken kesin olanı belirsiz olanın önüne koymak, sağlam bir usûldür.
Özet
Peygamberlerin erkeklerden seçilmesi kadınların değersizliği değil, ilahi bir seçim ve ağır bir vazife meselesidir. Kur'an, değerin cinsiyette değil takvada olduğunu açıkça söyler ve mü'min kadını Allah'a yakınlığın zirvesinde örnek gösterir. Peygamberlik bir imtiyaz değil, taşınması ağır bir emanettir.
Soru şu değil: "Neden hiç kadın peygamber yok?"
Asıl soru:
"Değer, hangi kamusal görevi taşıdığında mı ölçülür, yoksa Allah'a ne kadar yakın olduğunda mı?"
DuaMio Hikmet Serisi
Merak et. Anla. Yaşa.
Görsel notu: Bu yazının görselleri, konuya uygun, lisansı temizlenmiş stok görsellerdir. Her görselin kaynak ve lisans bilgisi görsel açıklamasında belirtilmiştir.
İçerik notu: Bu yazı güvenilir kaynaklara dayanılarak yapay zekâ desteğiyle derlenmiştir; Kur'an ayetleri Türkiye Diyanet Vakfı Meâli'nden birebir alınmış, yazı yayımlanmadan önce editöryal ve dinî hassasiyet açısından gözden geçirilmiştir.



