"Kadının soyadı evlenince neden değişir? Bu İslam'da var mı?" sorusu, modern hukuk ile İslam hukukunun karıştırıldığı konulardan biridir. Birçok kişi kadının kocasının soyadını almasını dini bir zorunluluk sanır. Oysa İslam'da esas olan nesebin korunmasıdır.
DuaMio Wisdom yaklaşımı burada şunu yapar: önce hükmü netleştirir, sonra bağlamı gösterir, sonra hikmeti bugünün insanının anlayacağı dile taşır.
Kısa cevap: İslam'da soy değişmez
İslam'da nikâh bir mülkiyet devri değil, iki taraf arasında kurulan meşru bir akittir. Kadın evlenince babasının nesebinden kopmaz ve kocasının soyuna geçmez. Evlilik, kadının kimliğini erkeğin mülkiyetine geçirmez.
Hüküm katmanı: Ahzâb 5 ve nesep ilkesi
Kur'an, herkesin gerçek babasına nispet edilmesini emreder; bu ilke soy ve nesebin değiştirilemeyeceğini gösterir:
"Onları (evlât edindiklerinizi) babalarına nisbet ederek çağırın. Allah yanında en doğrusu budur. Eğer babalarının kim olduğunu bilmiyorsanız, bu takdirde onları din kardeşleriniz ve görüp gözettiğiniz kimseler olarak kabul edin. Yanılarak yaptıklarınızda size vebal yok; fakat kalplerinizin bile bile yöneldiğinde günah vardır. Allah bağışlayandır, esirgeyendir."
- Ahzâb suresi, 5. ayet (Türkiye Diyanet Vakfı Meâli - kuran.diyanet.gov.tr)
Bu ilke evlilik için de geçerlidir; çünkü evlilik biyolojik kökü değiştirmez. Kadın kendi ailesinin, kendi nesebinin ve kendi kimliğinin sahibi olmaya devam eder.
Tarihten örnekler: kadın babasının adıyla anılır
Asr-ı Saadet'te kadınlar evlendikten sonra da kocalarının değil, daima babalarının ismiyle anıldı: Âişe bint Ebî Bekr (Ebû Bekir kızı Âişe), Hafsa bint Ömer, Hatice bint Huveylid ve Peygamber'in kızı Fâtımatü'z-Zehrâ bint Muhammed. Hz. Fâtıma, Hz. Ali (r.a.) ile evlendikten sonra bile "bint Ali" değil, hep "bint Muhammed" veya babasının nispetiyle "bintü Resûlillâh" olarak anılmıştır. Bu isimlendirme, evliliğin kadının nesebini değiştirmediğinin en açık tarihsel kanıtıdır.
Bağlam katmanı: Soyadı değişimi Batı kökenlidir
Kadının evlenince kocasının soyadını alması, İslam'ın değil, Batı kültürünün bir ürünüdür. Eski Roma ve Batı hukukunda kadın, evlendiğinde hukuki bağımsızlığını büyük ölçüde kaybeder ve âdeta kocasının "mülkü" (İngiliz teamül hukukunda coverture doktrini) sayılırdı; bu yüzden eski kimliği silinir, erkeğin soyadını alırdı. Oysa İslam kadını hiçbir zaman erkeğin mülkü olarak görmemiş, ona bağımsız bir hak ehliyeti tanımıştır. Türkiye'deki soyadı uygulaması da 1934 tarihli Soyadı Kanunu ve İsviçre Medeni Kanunu'ndan iktibas edilen Türk Medeni Kanunu ile hukuk sistemine girmiştir. Bu nedenle "kadın kocasının soyadını almalı, çünkü İslam böyle ister" demek doğru değildir.
Hikmet katmanı: Kadının kimliği korunur
İslam kadını erkeğin uzantısı veya mülkü olarak görmez. Kadın evlenmeden önce de sonra da bağımsız bir hukuki şahsiyettir: mal sahibi olabilir, miras alabilir, mehir alır, kendi kazancını yönetebilir. Soyunun korunması da bu bağımsız kimliğin bir parçasıdır.
Nesebin korunması neden önemli?
İslam hukukunun koruduğu beş temel maksat (makâsıdü'ş-şerîa) arasında nesebin korunması (hıfzu'n-neseb) de sayılır. Nesep; aile bağlarını, miras hukukunu, mahremiyet sınırlarını ve kişinin kök bilgilerini korur. Bir insanın gerçek soyunu silmek veya değiştirmek aile hukukunu karıştırabilir. Bu yüzden İslam'da soy, idari kolaylık veya evlilik sebebiyle değiştirilecek bir etiket gibi görülmez. Bir başkasının soyuna intisap ise Hz. Peygamber tarafından çok ağır bir ifadeyle uyarılmıştır:
"Kendisini babasından başkasına nispet eden kimseye cennet haramdır."
- Buhârî, Ferâiz 29 (nr. 6768); Müslim, Îmân 63 (nr. 63) - Sa'd b. Ebî Vakkâs'tan (Müttefekun aleyh, sahih)
Bu hadis, nesep değişiminin sadece bir isim meselesi değil, ciddi bir hak ihlali olduğunu gösterir. Kadının evlilikte soyadını değiştirmesi elbette bu ağır cezanın kapsamında değildir; hadis öz-babadan koparıp başka bir babaya intisap etme kastıyla ilgilidir. Fakat aynı ilke bize şunu hatırlatır: İslam nesebi bir emanet sayar, kolayca değiştirilecek bir etiket olarak görmez.
İslam ülkelerinde uygulama
Bugün birçok İslam ülkesinde (Suudi Arabistan, Mısır, Fas, Endonezya vb.) kadınlar evlendikten sonra kendi soyadlarını kullanmaya devam eder; bu, İslam'ın nesep anlayışıyla uyumludur. Dolayısıyla kadının soyadını koruması modern bir isyan değil, İslam'ın köklü nesep ilkesine daha yakın bir uygulamadır.
Ölçüyü fark etmek
Meselenin özünde şu vardır: İslam bir kadının kimliğini nikâhla erkeğin mülkiyetine devretmez; nesep bağı doğuştandır ve kadın evlenince bu bağdan kopmaz. Kur'an "onları babalarına nispet ederek çağırın" (Ahzâb 5) diyerek nesebin korunmasını doğrudan emreder; Asr-ı Saadet uygulaması ise bu ilkeyi somutlaştırır: Âişe bint Ebî Bekr, Hafsa bint Ömer, Hatice bint Huveylid ve Fâtıma bint Muhammed evlendikten sonra da kendi babalarına nispetle anılırlar. Batı kökenli "kocanın soyadını alma" pratiği ise coverture doktrini ve modern medeni kanunlardan gelir; İslam'ın değil, Batı hukukunun izini taşır. Bir kadının kendi soyadını koruması bu yüzden modern bir isyan değil; İslam'ın 14 asır önce tanıdığı bir hakkın doğal uzantısıdır. Mesele bir sicil kaydından ibaret değil; bir insanın kim olduğunu, hangi kökten geldiğini ve hangi ailenin emaneti olduğunu koruma meselesidir.
Özet
İslam'da kadının evlenince soyadını değiştirmesi gerekmez. Kadın babasının nesebine bağlı kalır. Evlilik, kadını erkeğin mülkü yapmaz; onun kimliğini, mülkiyetini ve hukuki şahsiyetini ortadan kaldırmaz.
Soru şu değil: "Kadın evlenince kocasının soyadını almalı mı?"
Asıl soru:
"Kadının kendi adını, soyunu ve kimliğini koruması modern bir isyan mı, yoksa İslam'ın 14 asır önce tanıdığı bir hak mı?"
DuaMio Hikmet Serisi
Merak et. Anla. Yaşa.
Görsel notu: Bu yazının görselleri, konuya uygun, lisansı temizlenmiş stok görsellerdir. Her görselin kaynak ve lisans bilgisi görsel açıklamasında belirtilmiştir.
İçerik notu: Bu yazı güvenilir kaynaklara dayanılarak yapay zekâ desteğiyle derlenmiştir; Kur'an ayetleri Türkiye Diyanet Vakfı Meâli'nden birebir alınmış, yazı yayımlanmadan önce editöryal ve dinî hassasiyet açısından gözden geçirilmiştir.



